Archive for the ‘Dök içini rahatla’ Category

Maslak Mashattan Vadi Evleri Projesi

Friday, March 12th, 2010

Eveeeet, işe başladığımdan beri çalıştığım şantiyeler evime mninimum 400-500km uzaklıkta idi. Bu hafta öyle bir şantiyeye başladım ki, evime 10 dakika mesafede. Maslak Mashattan konutlarının elektrik işleri Siemens tarafından yapılmaktaymış. Projedeki bazı problemlerden dolayı iş Endüstri Sektörünün proje yönetimi bölümüne paslanmış ve en nihayetin montaj ve devreyealma bölümü olarak bize kadar geldi.

Ben kendi adıma bu konutların bitmiş olduğunu düşünüyordum (altı ay önceki ev aramalarım sırasında sahibinden.com’da hep burada kiralık ilanları vardı). Bazı bloklar tamamlanmış ve insanlar yaşamaya başlamış, bazı bloklarda ise daha çok iş var. Çeşit çeşit ünlüler yığınla buraya para dökmüşler ancak şimdi oldukça pişman gibiler.

Neyse planımız en kısa sürede bu işi de bitirip buradan ayrılmak.
Vira Bismillah…
-Kerim

Demir alma günü geldiyse bu limandan…

Thursday, October 1st, 2009

Yaklaşık 3 ay kadarlık bir yerleşik hayattan sonra tekrar yollara düşecek olmanın telaşı ve sıkıntısı sardı yine. Önce ikinci memleketim olan Karadeniz’e (Giresun’a) gidip, bir aksilik olmazsa şantiyeyi geçici kabule hazır hale getireceğim. Geçici kabulden sonra ise Türkiye’nin bir ucu Batman’a gidip Tüpraş’ta (şimdilik) bir ay çalışacağım.
Limandan demir almanın en sevindirici yanı ise o limana geri dönecek olmak. Beni bekleyen, beni düşünen birisinin olduğunu bilmek. İşte bunlar bu gidişleri katlanılır kılıyor.

Detaylar

Tuesday, March 3rd, 2009

Bilirsiniz arabalarda cam sileceklerinin hızını ayarlayabiliyorsunuz. Geçen gün araba ile giderken, cam sileceklerinin, araba dururken, iki silecek darbesi arası zamanının arttığı dikkatimi çekti. Bu adamların bu kadar detay düşünmesi sinirimi bozuyor. Ama farkedince insanın hoşuna da gitmiyor değil. Bi de gaza bastıkça (motor sesi arttıkça) radyonun sesinin artması var ki o da ayrı bi konu.

How ironic!

Saturday, May 24th, 2008

Geçenlerde, bir projede birlikte çalıştığımız Amerikalı bir “dude” ile anında mesajlaşma programlarının birinde “chat”leşiyorduk. Yazışmanın sonunda bu “dude” bana Türkçe olarak “Gule gule” dedi, daha doğrusu yazdı. Bu davranışı bana gayet “cool” geldi. Sonra nerden estiyse birden bizim msn tarzı programlarda yazışmayı bitirirken “Bye, bay, by” gibi sözcükleri kullandığımız aklıma geldi. Ve tabii ki konuşma sırasında karşımızdakini “okey”lerken kullandığımız “OK” kelimesi…

Sonra bir ironidir diye geçirdim içimden :) Takma dedim kafanı böyle ufak tefek şeylere. “Life is beautiful” diye haykırmak istedim.

Not: “OK”in daha da kısa versiyonunu kullanmak isterseniz “k” yazmanız yeterli. Onlar anlıyor :) Yakında biz de anlarız.

-özgün.

Facebook’un laneti…

Wednesday, October 31st, 2007

Facebook çıktı mertlik bozuldu arkadaş. Şunun şurasında 4 kişiyiz (Özgür’ü saymıyorum, o zaten yazmıyordu), ayda yılda bir de olsa birşeyler yazıyorduk şu garip bloga.
Ama ne olduysa Facebook illetiyle tanışınca oldu. Ben bile yaklaşık bir aydır ilk defa giriyorum bloga ve birşeyler karalıyorum…
Bundan sonra söz her hafta en az bir yazı yazmayan Kerim’i döve döve bi hal etsinler (Ulan ben o kadar üretken adam mıyım ki, bu kadar iddialı konuştum)…
Haydi bakalım hayırlısı…

Bak aynaya! (Sayg? duymad???n bir ?eye ba?kas?n?n sayg? duymas?n? beklemek)

Thursday, October 19th, 2006

Fransa’n?n alt meclisin sözde Ermeni yasa teklifinin kabul edilmesinden
sonra bilmem farkettiniz mi tüm Türkler ve Türkiye’deki tüm
kurumlar birden dü?ünge özgürü savunucusu/sava?ç?s? oldular.
Fransa gibi ayd?nlanman?n, dü?ünce ve ifade özgürlü?ünün be?i?i
olan bir ülke sadece 1 yasa yüzünden birden dü?ünce özgürlü?ünün
olmad??? bir ülke gibi gösterilmeye ba?land?.
Oysa Türkiye ya da biz hiç aynaya bak?yor muyuz bilmiyorum?
Türkiye’de kaç yazar/dü?ünür dü?ünceleri ve söyledikler yüzüden
yarg?lan?yor. Yurdum insan? Fransa’ya at?p tutarken hiç bunlar?
göz önünde bulunduruyor mu diye merak ediyorum.

Beni en çok güldüren ve söyleyenlere ac?yarak bakt???m bir husus
da bizim siyasilerin yapm?? oldu?u son derece zavall? aç?klamalar.
Bir örnek vermek gerekirse: “Bu yasa Fransa meclisinden
geçerse kaybeden Fransa olur!” Eminim öyle olur :)

Hele bir de ?u komik boykot uygulamlar? var ki sormay?n. Onlar da
ba?ka bir ac?nas? durum. Geçenlerde bakkallar çakkalar derne?i
aç?klama yapm??, Frans?z peyniri, Frans?z ?arab? içmeyecekmi?iz :)
En son da bugün RTÜK aç?klama yapm??: “Frans?z medya ürünü
yay?nlamay?n
” diye. Bir bak?ma aba alt?nda sopa göstermi? radyo
ve televizyon kurulu?lar?na.
Ama kanallar ne kadar sallar oras?n? bilmem RTÜK gibi ak?llara
ziyan bir kurumu.

Borsada milliyetçilik hisselerinin de?eri son zamanlarda iyice
yükseldi. Sat??lar zirivede, hatta islamc?l?k hisselerini bile
geri b?rakm?? durumdalar. Be bu yükseli?ten kar etmek isteyenler
ise ortal??? kas?p kavurmakta. Ben de bu hisselerden kar etmek
isteyen biri olarak naçizane önerilerimi de sunmak istiyorum:

* Birkaç Frans?z? Taksim’de salland?ral?m, bir daha yap?yorlar m? bakal?m?
* Tüm Frans?z arabalar?n? (Reno ve Pejo..) yakal?m, ve bir daha
Frans?z arabas? almayal?m. (NOT: Herkes kendi soka??ndan ba?las?n)
* Frans?z konsoloslu?unu ve di?er kültür ve sanat yerle?kelerini
basal?m ve talan edelim.
* Tüm Frans?z ?arap ?i?elerini parçalayal?m.(Bu arada akl?ma bir polisin bizim ?arap ?i?elerini nas?l k?rd??? geldi :))
* Tüm Frans?z peynirlerini ek?itelim.
* Bu kadar? yetmez bence Kanada’ya da boykot koymam?z gerek, ne de olsa
onlar?n yar?s? Frans?z.
* Ve geride kalan tüm Frans?z ürünlerini ve firmalar?n? boykot edelim. (Frans?z ürünü alan top’tur, topaç’t?r :) )

NOT: Bir sonraki seçimde aday?m :)

-özgün.

Olmazsa Yaşayamam

Sunday, June 25th, 2006

“O olmazsa yaşayamam.” demeyeceksin.
Demeyeceksin işte.
Yaşarsın çünkü.
Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
Çok sevmeyeceksin mesela.
O daha az severse kırılırsın.
Ve zaten genellikle O daha az sever seni,
Senin O’nu sevdiğinden.
Çok sevmezsen, çok acımazsın.
Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
Çalıştığın binayı, masanı, telefonunu, kartvizitini…
Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
Senin değillermiş gibi davranacaksın.
Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın.
Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.
Çok eşyan olmayacak mesela evinde.
Paldır küldür yürüyebileceksin.
İlle de bir şeyleri sahipleneceksen,
Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.
Gökyüzünü sahipleneceksin,
Güneşi, ayı, yıldızları…
Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak.
“O benim.” diyeceksin.
Mutlaka sana ait olmasını istiyorsan bir şeylerin…
Mesela gökkuşağı senin olacak.
İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın.
Mesela turuncuya, yada pembeye.
Ya da cennete ait olacaksın.
Çok sahiplenmeden,
Çok ait olmadan yaşayacaksın.
Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi,
Hem de hep senin kalacakmış gibi hayat.
İlişik yaşayacaksın.
Ucundan tutarak…

-Kerim

Bu nas?l özgürlük?

Friday, May 5th, 2006

Nerde o özgürlük konusunda kendine toz kondurmayan muhte?em ülke ABD? NTV’nin “Okullarda gazl? içeceklere yasaklama” haberinden sonra ABD’deki özgürlük olay?n?n t?rt oldu?unu (biraz geç de olsa:)) anlam?? bulunuyorum. Hani Coca-Cola ile Pepsi aras?nda seçme özgürlü?ü vard?? Hani nerde? Size sesleniyorum ey Türkçe bilen ma?dur ABD vatanda?lar?. Sizlerin ve çocuklar?n?z?n bu özgürlükten mahrum kalmas?na nas?l izin verirsiniz? Utan?n kendinizden!
NOT: Bir ara ü?enmezsem yaz?y? Ingilzce’ye çevirip, sesimi Türkçe bilmeyen ABD vatanda?lar?na da duyurabilece?im.
-Özgün.

Kendimi tuhaf hissediyorum!…

Monday, April 10th, 2006

Selamlar;
Gözlerimi kapatt???m anda hissetti?im ac? ve gözlerimin kenar?ndan süzülen gözya?lar?, haftan?n özellikle bugününde ve bu saatlerinde s?k kar?? kar??ya kald???m bir durum. Önce vücudum bu duruma son derece anla??lmaz ve rahats?z edici tepkiler vermeye ba?l?yor. Kulaklar?mda k?zarma, ba?a?r?s?, a??zda kuruluk, yutkunma zorlu?u, gözlerde sulanma gitgide art?yor. Halsizlik, isteksizlik, iç s?k?nt?s? ve buna ba?l? olarak karamsarl?k…
Bana ne mi oluyor?
Bir de siz dü?ünün!…

?stanbul’u neden özleyemiyorum?

Sunday, March 26th, 2006

Dostlar;
Yakla??k olarak bir senedir ?stanbul ili s?n?rlar? d??ar?s?nda, ?zmit ili, de?irmendere ilçesinde ya?amaktay?m. Burada kendime göre belirli bir ya?am düzen kurdum. ?? nedeni ile yerle?ti?im bu kent ve ilçesi bana uyum sa?lama konusunda bir hayli güçlük ç?kartm??t?. Kendini hiçbir ?eye ait hissetmeme duygusu uzun bir süre yakam? b?rakmam??t?. Hatta bazen son derece bunalt?c? ve çekilmez bir hal al?yordu. Elbetteki yaln?zl?k hisi. Ba?etmesi çok güç idi. Üstelik bir koca kenti b?rakm?? gelmi? idim. O koca kentin sunduklar?n?n belki oldukça az bir k?sm?n? tüketiyor olmama ra?men özlemi doruk noktas?nda idi. Bütün renkleri, ya?amlar?, canl?l??? ba?l? ba??na bir tutku idi orada ya?amak.
Ancak…
Aradan sadece bir y?l geçmesine ra?men o nehir misali ak?p giden ?ehirden geriye onun ad?na duyduklar?m ?iddet, kaos ve üzüntü idi. Ondan kopu?umun birinci y?l?nda hissettiklerim, ?ehirin sokaklar?nda yürürken hissetti?im yo?un kalabal?k idi. ?ehrimi nedense özlemez olmu?tum, hatta s?kl?kla içsel s?k?nt? duymakta idim. Benim için sosyal ya?ant?m? tatmin edebilece?im, sevdiklerimin ya?ad??? ve onlar? görebilece?im bir yer olmaktan ba?ka bir anlam ifade etmemeye ba?lam??t?. ?STANBUL’U ÖZLEYEM?YORUM. Peki ama neden?

**-ÖZGÜR-**