The Last Airbender

May 14th, 2010

the-last-airbender-movie-video-game-annouced.png

James Cameron abimizin Avatar’ı piyasayı silip süpürmeden önce Avatar:The Last Airbender adında bir çizgi diziden bahsetmiştim. Daha o zamanlar bu çizgi dizinin filmi yapılacağı söylentileri çıkmıştı ki ben James Cameron’un Avatar’ı piyasaya çıktığında beklediğim Avatar’ın bu olduğunu düşünerek bayağı bir sevinmiştim. Ama öyle olmadığını öğrenince de tepkimi filmi izlemeyerek gösterdim =)

Gelelim işin özetine. Bizim Avatar: The Last Airbender, James Cameron’un Avatar adını tescil ettirmesiyle beraber The Last Airbender olarak piyasaya çıkıyormuş. Filmin yönetmeni M. Night Shyamalan. Hatırlamayanlar için The Sixth Sense ve The Village benim ilk aklıma gelen filmleri. Kadroya baktığımızda ise tanıdık bir isme rastlamadım. Hatta Aang’i oynayacak çocuk oyuncunun Teksas’ta bir karate turnuvasından bulunduğunu okumuştum, ne kadar doğru ne kadar yanlış bilmiyorum. Dolayısıyla oyunculuklar konusunda çok bir beklentim yok. Ama yönetmen, çizgi dizinin konusu ve filmin 3 boyutlu çekilmiş olması hasebiyle beklentim bayağı yüksek. (Az önce filmin Türkçe resmi web sitesinde trailerların Türkçe dublajlı olduğunu farkettim. Umarım filmi orjinal dilinde izleme şansımız olur.)

En çok merak ettiğim konu Appa’yı nasıl canlandıracaklarıydı. Ama teknoloji gelişmiş kardeşim, alttaki trailer videosunda gayet başarılı bir şekilde canlandırdıklarını gördüm içim rahat etti.

Diğer trailer videolarını da buradan izleyebilirsiniz. Filmin resmi web sitesine de buradan ulaşabilirsinz.

Gelelim vizyona giriş tarihine; Film ülkemizde 23 Temmuz’da vizyona giriyor. 3B sinemalardaki yer sıkıntısını göz önünde bulundurarak şimdiden yer ayırtmakta fayda var.

Donald’ın Duası

April 13th, 2010

Allah kabul etsin. Amin

The Black Heart Procession 27 Mayıs’ta İstanbul’da

April 13th, 2010

The Black Heart Procession

Bilmiyorum bu abilerden haberiniz var mı ama benim çok severek dinlediğim bir guruptur. The Black Heart Procession‘ı ilk defa Radyo Eksen‘de dinlediğimi hatırlıyorum.  Eskiden Eksen’in bir top list gibi bir listesi vardı. Yanlış anımsamıyorsam o listeye de “It’s a Crime I Never Told You About The Diamonds In Your Eyes” şarkısı ile girmişlerdi. Belki o zamanın etkisidir, belki de şarkının güzelliğindendir - tam kestiremiyorum - ilk dinlediğimden itibaren bayılmıştım şarkıya. Ondan sonra da bir hayranlık başadı zaten.

Bugüne kadar toplam 6 albüm çıkarmışlar. 1, 2, Three, Amore Del Tropico, The Spell ve Six. Gerçi ben son albümünden biraz geç haberdar olmuştum ama geç olsun güç olmasın :) İlk 3 albümü favorilerim arasında yer alır ve henüz hangisinin en hüzünlü ve karamsar albüm olduğuna karar verebilmiş değilim… Az önce tekrar baktım albümlerdeki şarkı listelerine, yine karar veremedim. 3. albümden sonra sanki o hüzünlü hava dağılmış, şöyle bir silkelenip kendilerine gelmişler ve biz hayranlarını daha da hüzünlendirmemek için hüzünlerin teğet geçtiği şarkılar yapmaya başlamışlar. Ama yine de “Waiter #n” serisini devam ettirmişler 5. albüme kadar. Sanırım biz de yeterince bekledik..

Gurupla ilgili bilgi bulabileceğiniz diğer bağlantılar:

  • http://www.archive.org/details.php?identifier=BlackHeartProcession (Konser kayıtlarını dinleyebilirsiniz burada.)
  • http://en.wikipedia.org/wiki/The_Black_Heart_Procession
  • http://www.myspace.com/theblackheartprocession
  • LastFM İstanbul konseri etkinlik sayfası

Konser 27 Mayıs’ta Ghetto‘da olacakmış. Konser tarihi resmi web sitelerinde de yayınlanmış durumda. İçimden bir ses çok keyifli bir gece olacağını söylüyor, artık evin yolunu nasıl bulurum bilemem…

NOT: Beni konserden haberdar eden “nosurprise“a teşekkürler.

Yastık Savaşı Günü

April 5th, 2010

Dün televizyonda gördüğüm haberle, dünyanın dört bir tarafında insanların birbirleriyle yastık savaşı yapmak için bir araya gelip, kurallar çerçevesinde yastık savaşı yaptıklarını öğrendim. Sonra “bizim ülkemizde de yapılırsa kesin arıza çıkar” diye düşündüm ki yanılmamışım.

Yastık savaşı günü ile ilgili dünyadan karelere buradan,
Ülkemizdeki yastık savaşı ile ilgili habere ise buradan ulaşabilirsiniz.

Eller Aya …

March 25th, 2010

Robert Harrison isimli zat-ı muhterem, kendi imkanları ile uzay fotoğrafları çekmeye karar vermiş. Helyum ile doldurduğu meteoroloji balonuna bağladığı ve bir mikro kontrolör sayesinde her 5 saniyede bir fotoğraf çekmesini sağladığı Canon marka fotoğraf makinası ile şahane fotoğraflar elde etmiş. Gerçi bazı fotoğraflarda The Sun gazetesinin reklamı var ama yine de güzel fotoğraflar elde etmiş.

Robert Harrison’un Ikarus projesi ile ilgili sitesi burada.

Proje ilgili fotoğrafları bulabileceğiniz Flickr sayfası ise burada.

Radiohead Belgeseli

March 25th, 2010

Radyo Odtü’de yayımlanmış Radiohead belgeselinin podcastlerine rastladım, hemen paylaşayım dedim.

1.Bölüm
2.Bölüm
3.Bölüm
4.Bölüm ve son.

Wii İnsanı Ne Hale Sokuyor?

March 16th, 2010


Videoyu seyredince kendime yabancılaştım. Halbuki oyunu oynarken yaptığın hareketler ve hamleler ne kadar anlamlı gibi geliyor. Dışarıdan bir göz gibi bakınca ise bir o kadar anlamsız =) Görsel anlamda çok fazla tatmin etmese de oynama şekli bakımından Wii benden tam not aldı. Özellikle sport resorttaki oyunlar çok başarılı. Basketbolundan bowlingine hepsi çok eğlenceli. Bi de ne kadar kalabalık oynarsan o kadar eğlenceli oluyor oyun.

Maslak Mashattan Vadi Evleri Projesi

March 12th, 2010

Eveeeet, işe bağladığımdan beri çalıştığım şantiyeler evime mninimum 400-500km uzaklıkta idi. Bu hafta öyle bir şantiyeye başladım ki, evime 10 dakika mesafede. Maslak Mashattan konutlarının elektrik işleri Siemens tarafından yapılmaktaymış. Projedeki bazı problemlerden dolayı iş Endüstri Sektörünün proje yönetimi bölümüne paslanmış ve en nihayetin montaj ve devreyealma bölümü olarak bize kadar geldi.

Ben kendi adıma bu konutların bitmiş olduğunu düşünüyordum (altı ay önceki ev aramalarım sırasında sahibinden.com’da hep burada kiralık ilanları vardı). Bazı bloklar tamamlanmış ve insanlar yaşamaya başlamış, bazı bloklarda ise daha çok iş var. Çeşit çeşit ünlüler yığınla buraya para dökmüşler ancak şimdi oldukça pişman gibiler.

Neyse planımız en kısa sürede bu işi de bitirip buradan ayrılmak.
Vira Bismillah…
-Kerim

I’m a poor lonesome cowboy

November 2nd, 2009

Demir alma günü geldiyse bu limandan…

October 1st, 2009

Yaklaşık 3 ay kadarlık bir yerleşik hayattan sonra tekrar yollara düşecek olmanın telaşı ve sıkıntısı sardı yine. Önce ikinci memleketim olan Karadeniz’e (Giresun’a) gidip, bir aksilik olmazsa şantiyeyi geçici kabule hazır hale getireceğim. Geçici kabulden sonra ise Türkiye’nin bir ucu Batman’a gidip Tüpraş’ta (şimdilik) bir ay çalışacağım.
Limandan demir almanın en sevindirici yanı ise o limana geri dönecek olmak. Beni bekleyen, beni düşünen birisinin olduğunu bilmek. İşte bunlar bu gidişleri katlanılır kılıyor.